04 Temmuz 2006

PAZAR YERİ EVİMİZE TAŞININCA...

Semt pazarlarına gitmeyi hep çok sevmişimdir. Özellikle sabah erkenden giderseniz, tenha olur, mallar tezgahlara özenle yerleştirilmiş, hepsi parlak renklerini gösteriyor olur hâlâ. Ama en güzel yanı yeni gelen meyve-sebzelere bakmaktır. Hele sevdiğiniz meyvelerin kendini göstermeye başladığı zaman insan çocuksu bir mutluluk duyar. Mahalleye gelen horoz şekercisinin sesini duyup da koşar gibi… Çok uzun zamandır pazara gitmedim gerçi. Herkesin halden aldıkların sattığı yer herkesin bahçesinde yetiştirdiklerini sattığı zamanki kadar çekici gelmiyor bana zaten. Ama haftada bir gelen kutudan ne çıkacağını beklemek bana aynı heyecanı hatırlattı. Kutu gelince hemen neler var diye karıştırmaya başlıyorum. Eski, çocuksu bir sevinç getiriyor bana. Bunlar nerden mi aklıma geldi? Bu hafta çiftlikten çıkan yeni ürünlerden. Çünkü bu hafta çıkmaya başlayanlar benim çok sevdiklerim arasında. Bu hafta aldığınız kutuya göre sizlere de bu ürünlerden bazıları gelmiştir.

Bizim çok alışık olmadığımız, ama yurt dışında sıkça gördüğüm yuvarlak kabaklar var mesela. Şekilleri o kadar sevimli geldi ki bana şekillerini göstermeyecek bir yemek yapmaya kıyabileceğimi hiç sanmıyorum. Yanında en iyi arkadaşı dereotu da gelmiş zaten. İsterseniz sizler de bunlarla yaptıklarınızı paylaşabilirsiniz :)
Uzun zamandır hormonsuzuna en hasret kaldığımız meyvelerden biri olan domatesler de kırmızı kırmızı yerini almış kutularda. Marketlerde hormonsuzunu almak için en çok aranılan ve uğraşılan şey domates benim gördüğüm kadarıyla. Belki de bizim mutfak kültürümüzün vazgeçilmezlerinden biri olduğu için.
Kırmızı domateslerin yanında yine salataların en kullanılan malzemelerinden biri, sivri biberler de bu hafta kutulara konmaya başlandı.
Dedim ya, bu hafta hep benim çok sevdiğim malzemeler var. Bunlardan biri de brokoli. Bu ürünleri sayarken bile iştahım açılıyor :) Brokoli de kabak gibi en iyi arkadaşını kutuya almayı unutmamış; sarımsakla beraber gelmiş. Bol sarımsaklı bir brokoli salatası hiçbir zaman hayır diyemeyeceklerim arasında gerçekten.

Ama tabii yaz zamanı insanın en çok aradığı, yemekten en keyif aldığı şey meyveler oluyor. Ve bu hafta çiftlikten çıkıp kutulara konmaya başlayan meyvelere kayısının yanında kara dut ve armut da ekleniyor. Bu meyvelerle ilgili bir şey yazmama gerek var mı bilmiyorum ama yaz vakti sulu ve tatlı meyvelerin ne kadar çekici geldiği konusunda sanırım herkes bana katılacaktır. Kara dutları yerken dikkat edin, ah o kara dut lekesi yok mu, pek bir zor çıkar bilirsiniz :)
Bu hafta Ömercan’ın tezgahından yeni mamuller bunlar. Herkese afiyet olsun!

Herkesin çiftlikle ilgili düşüncelerini, yorumlarını bekliyorum :)
İyi haftalar!

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home